KİME KÜLTÜR BAŞKENTİ?

İstanbul Avrupa Kültür başkenti… Adı üstünde Avrupalılara. Avrupai yaşayabilenlere. Dolayısıyla genel itibarıyla İstanbul’un yutamadığı varlıklı insanlara. Orta halli iki ev fiyatını bulan veya geçen lüks arabalarına bu çileli dünya şehrinin gerçeklerini görmemek için siyah cam filmi çekerek halktan kaçan sözüm ona patronlara. İsraf merkezi her tarafı karanlıklarla dolu adı Karamerkez olması gereken bir mekânda 6.000 TL ye takım elbise alabilenlere, yeme içme derken gözünü kapatıp 10 TL ye kahve içebilenlere. Ve dahası…

Otobüs duraklarında 1,5 saat soğuk havada evlerine dönebilecekleri tıklım tıklım otobüslerini beklerken burunları palyaço burnu kırmızılığında donan ve araçlarına bindikleri zaman hele ki yaşlı iseler duyarsız, yer vermemek için uyku numarası yapan günümüz gençlerine İstanbul’un meşhur çileli trafiğinde ayakta yorgunluktan uyuklarken otobüsün sert dur-kalklarına sabreden sabırtaşlarına değil. Ramazanlarda ramazan çadırları önünde sıcacık bir çorba için iftara 3 saat kala sıraya giren, geceleri yatacak yeri olmadığından Avrupa standartlarındaki durakların içerisinde, çöplerden topladığı mukavvaları, çaputları üst üste koyup üzerine yatan ve kendisini soğuktan korumaya çalışan ve yanından geçerken istek dışı bir göz kaymasıyla “vah vah yazık!” demekle yetinip “Allah onların yardımcısı olsun!” tabiriyle adeta  “Biz vesile olmayalım, Allah kendi Yed-i Kudret’i ile yardım etsin!” anlamına gelen sözüm ona modern/çağdaş insan duasına tabi kalan, kiminin çuval çuval ekmeği insafsızca çöpe atarken onların bu kaderine terk edilmiş ekmekler ile hayvanat eşliğinde kahvaltılarını yaptıkları kimsesizlere değil. Terinin tuzundan üzerinde beyaz beyaz adacık desenli hâle gelen giysisi ile ziyâdesiyle hak ettiği ve her ay olduğu gibi bu ayda gecikmeli verilen mutevâzı maaşıyla kâbus haline gelen aylık rutin faturalarını, mutfak giderlerini, çocuğunun giysisini, kısacası “Acaba ayın sonunu nasıl getireceğim? Neyse, Allah büyük’tür. Bugünümüze şükür.” cümlesini hayatına şiar edinmiş şükür âbidelerine değil. Mason localarının Türk milletimizi (özellikle gençlerini) güya Avrupaya hazırlama amacıyla televizyonlarda yayınladığı bir sürü ahlâksız dizi/sinema yayınlarını hayatında tatbik etmekle iftihâr ederek, batı kültürü(!) flört âdetiyle her hafta farklı bir karşı cinsle beynamaz, dünyadan bî-haber, haram kazanılmış baba parası ile haram bir şekilde gönül eğlendirenlere rağmen üniversite sınavlarına hazırlanıp yüksek lisansını tamamladıktan sonra asgarî ücretle iş bulmaya râzı, ılımlı islâm palavralarına kanmadan üniversitelerini ne başörtülerinden ne de ibâdetlerinden tâviz vermeden tamamlayıp, güzel/çirkin bütün efkârın birbirine girdiği internet dediğimiz bilgi çöplüğünde kafası karışıp boğulmamış, nice nefsâni saldırılara karşı dik durup savaşarak dosdoğru istikâmet üzere yaşayan tevâzu sahibi istikâmet ehillerine değil. Ve dahası…

Son olarak bu yazıyı bu olaylarla her gün iç içe yaşayıp yazabilenlere değil.

Ömer ADİLBEY

Her hakkı saklıdır. Kaynak göstermeden habersiz alıntı yapıldığında cezâi işlem uygulanacaktır.